3 Ocak 2015 Cumartesi

Mevlid Kandili nedir ve nasıl değerlendirilmeli?

İnsanlığın kurtuluşu için gönderilen son Peygamber, Hz. Muhammed (s.a.s.)’in doğum gününü yarın gece idrak edeceğiz. Hz. Muhammed (sav) 571 yılında Kameri aylardan Rebiü’l-evvel ayının 12. gecesinde doğmuştur.
HALİL ŞİMŞEK
Milâdî takvime göre Nisan ayının yirmisine rastlamaktadır. Bu mübarek geceye “Mevlid Kandili” diyoruz.
Mehmet Akif’ Ersoy‘un “Medyundur O masuma bütün bir beşeriyet” dediği gibi O masuma hepimiz borçluyuz. O’na muhtaç olmayanımız var mı?
Doğumdan ölüme kadar ve ölümden sonra mahşerde gerçekten O’na çok muhtaç olduğumuza göre Efendimiz’i (sav) tanımaya ne kadar muhtaç olduğumuz ortada.
En önemli işimiz; O’nu tanımak, tanıtmak, sevmek ve sevdirmek. Örnek almak. O’na benzemeye çalışmak.
Mevlid Kandili bu etkinlikler için en güzel fırsat.
“Efendimiz’i (sas) tanıma ve sevgi doğru orantılıdır. Sevgi, bilgiden doğar. Derin aşk, derin bilgiden doğar. Bilgi olmadan sevgi olmaz. Az tanıyınca az seviyoruz.
O’nu tanımak dini önceliğimiz. Bu önceliğimizi görmezden gelirsek rehbersiz, yolda kalırız. Kimlik bunalımına düşeriz. Kime uyacağız? Kimin peşinden gideceğiz? Şaşırırız. Hayata şaşı bakarız. Doğru göremeyiz. Doğru yürüyemeyiz.
O’nun bir rehber olarak tanınıp, örnek alınması, kimlik bunalımı yaşayanlar ve tüm insanlık için büyük önem arz eder.
Allah Resulü, her yönüyle problem olan bir topluma muhatap olmuş ve onları yetiştirerek bütün dünyaya örnek bir nesil haline getirmiştir. Çözülmez gibi görünen problemleri çözmüş ve bu çözümün nasıl olacağını da bizzat uygulamak suretiyle herkese göstermiştir.
Efendimiz’i daha iyi tanımak, tanıtmak için sadece hayatını okumak ve okutmak yeterli midir?
Avrupa’daki insanımıza Efendimiz (sav) hakkında verilecek mesajların muhtevası kadar, bunların nasıl verileceği konusu da önemlidir.
O’nun getirdiği mesaj bir huzur kaynağıdır. İnsanlığa yeniden bu huzuru götürmenin tek çaresi, insanımıza O’nu ve O’nun getirdiği mesajı tanıtabilmektir. Bunun yolu da ilk önce O’nu tanımak…
Sadece okumak yetmez. Sonuç endeksli, gaye yörüngeli okuyalım. Okuduklarımızı hayata taşıyalım.
Peygamberimiz (sav) şiddet yanlısı olarak gösteriliyor. Aile hayatı, evlilikleri tenkit ediliyor. Bunlara ikna edici cevap verebilmek için konuya vakıf olmamız gerekir.
Avrupa’da yanlış bir İslam imajı var. İmaj problemimiz var. İlgi, bilginin önünde. İlgi var. Bilgi yok. Yanlış kaynaklardan bilgi ediniyorlar. İşte bu Kandil programlarında O Zatı sağlam kaynaklardan öğrenen gençler, bu yanlış İslam imajının düzeltilmesine katkıda bulunacaklardır.

Peygamberimiz’i (sav) Almanya’da yaşayan gençlere nasıl anlatabiliriz?

Çocuklarımıza Peygamberimizi tanıtmak ve sevdirmek için büyümelerini beklemeyelim.
Mümkün olduğu kadar küçük yaşta Peygamberimizin sevgisini ruhlarında mayalamaya çalışalım.
Hz. Muhammed (sav)’i iyi ve doğru bir şekilde anlatmak için O’nu iyi anlamak gerekir. İslam ve onun Peygamberi kadar yanlış anlaşılan, yanlış tanıtılan başka bir peygamber ve din yok.
Anlayanlar anlatabilirler. Anma toplantıları değil, anlama toplantıları düzenleyelim.
Hz. Peygamber’i (sas) tanıtma faaliyetleri yoğun duygulu söz ve müziklerin eşliğinde neredeyse ağlama seanslarına dönüştürülmektedir. Hâlbuki Hz. Peygamber’i (sas) ağlayarak değil, düşünerek öğrenmek ve tanımak esas olmalıdır.
“Günümüz gençlerine Hz. Peygamber’i (sas) nasıl tanıtmalıyız?” sorusuna cevap verebilmek için önce gençleri iyi tanımalıyız.
Gençlere sunacağımız mesaj onların anlayışına ve seviyelerine uygun olmalıdır.
Muhatabın seviyesine uymayan mesaj hüsnü kabul görmez.
Sahabeler: “Semi’na ve eta’na=İşittik ve itaat ettik” diyorlardı. Avrupa’daki gençler ise “Semi’na ve analiz” diyorlar. Neden, niçin, nasıl sorularını sorup akılları tatmin olursa inanıp, teslim oluyorlar.
Buna çok dikkat etmeliyiz.

Mevlid Kandilinde neleri, nasıl yapabiliriz?

Bu kandili en iyi değerlendirmek için Efendimizin sünnetlerinden bazılarını yazalım.
Bunlardan kaç tanesini yapabildik, kendimize not verelim.
“Kırk Hadis” seçelim. Bunları ezberlemeye, uygulamaya, çevremize anlatmaya çalışalım.
Hz. Peygamberi tanıma ve tanıtma çabasının kılcallara ulaşması gerekir. Bunun için umumi bir seferberlik ilan edilmelidir. O büyük insanı tanımama cehaletinden kurtulma seferberliği başlatalım.
Okuma seferberliği, duyurma seferberliği yapmalıyız. Gazetelere dergilere ilan verilmeli. Camiler, dernekler yarışa girmeliler. Evlerde ve büyük salonlarda programlar yapılmalı.
Bir parti liderini, bir tarikat büyüğünü, bir futbolcuyu tanıyıp, hayranlık duyduğumuzdan daha çok Kainatın Efendi’sini anlatma iştiyakında olmalıyız.
O’nun adının az anılması, ağrımıza gitmeli. Onurumuza dokunmalı.
Netice olarak O’nu tanıtmak hayatımızın gayesi ise ki öyledir. Bu faaliyetler de O’nu tanıtma adına iyi bir fırsatsa, o zaman hayatımızın gayesini yerine getirme adına bütün fırsatları değerlendirelim.

Efendiler Efendi’si kimdir?

O Model insan, rehber, kılavuz. Bizler yolcuyuz. Rehber olmadan, necisin? Nerden geldin? Nereye gidiyorsun? Bunların cevabı verilemez.
Bir kitap, tercümanı olmayınca anlamsız, kâğıt parçasıdır. Kainat kitabının tercümanı O’dur. O Allah’tan başka her şeydir. O’nsuz müslüman olunmaz. Kamil insan olunmaz.
Peygamber Efendimiz Mevlid Kandili münasebetiyle bir gün, Kutlu Doğum Haftası ile bir hafta gündem oluyor. Sonra unutuluyor.
Belli günlerde değil, devamlı gündem maddesi yaparak her yerde, her zaman, her tarafta aşk ve şevkle O’nun huzur iklimini yudumlamaya çalışmalıyız. Herkes her yerde O’nu konuşsun. O’nun adının anıldığı yere bereket iner. O Yüce ruh ruhaniyetiyle hazır bulunur.

Selefilik tehlikesi ve Mevlid Kandili

Selefiler Kadir gecesinden başka bütün kandillere ve kutsal gecelerin ihya edilmesine karşı çıkarlar. Bu çerçevede Mevlid Kandili kutlamayı da sapıklık, şirk kabul ederler.
Çağdaş Selefiler taraftar ve cemaatlerine Mevlid Kandil’ini kutlamaktan uzak durulması gerektiğini anlatırlar. Özellikle o günlerde Resulullahı anacak/anlayacak her türlü toplantıdan uzak durulması gerektiği anlatılır.
Rebiulevvel ayına girdiğimiz şu günlerde Selefi yayınlarda ağırlıklı olarak Mevlid Kandili kutlamanın zararları anlatılır. Mevlid’in ne derece kötü bir bid’at olduğu savunulur. Gerekçe olarak da önceki İslam büyüklerinin mevlidi ihya etmemesi ve mevlid çerçevesinde yapılan programlarda İslami esaslara riayet edilmemesi gösterilir.
Hâlbuki bin beşyüz yıldan beri biz Müslümanlar Rebiu’l-evvel ayında Allah Resulü (sav)’nün mevlidini ihya ediyoruz. O gecede Kur’an-ı Kerim, naat-şiir okunur, oruç tutulur, mali durumu yerinde olanlar, fakir ve fukara ayırımı gözetmeden ziyafet verir, hediyeler dağıtırlar.
Mevlid’in bidat olduğunu söyleyen Selefilerin hiçbir sağlam dayanakları yoktur. Körpe zihinleri bulandırmak ve Müslümanlar arasına fitne sokmak istemektedirler.
Allah Resulü (sav) pazartesi günü oruç tutuyordu ve bu orucun gerekçesini açıklarken: “Bugün dünyaya geldim.” (Sahih-i Müslim, Sıyam, 1162) buyurmuştur.
Buna göre Mevlid-i Nebi’yi ilk ihya eden, (kutlayan) o gün oruç tutarak Allah Teala’ya şükreden Resul-i Ekrem’dir.
Bizim tertiplediğimiz Mevlid toplantıları içerik ve şekil açısından biraz farklılıklar gösterse de pazartesi günleri Efendimiz’in tuttuğu oruçların gayesi ile tamamen örtüşmektedir.
Bizler Mevlid Kandili vesilesiyle Hz. Muhammed (sav) anıyoruz. Anlamaya çalışıyoruz. Sünnetine bağlanmanın üzerinde duruyoruz. Kalplerde İman ve Resulullah sevgisi artıyor. Buna bid’at diyen ve karşı çıkanlar ya İslam düşmanlarıdır, ya da aldanmış/aldatılmış cahillerdir.
Mevlid Kandilindeki toplantıların amacı da cehaletten kurtulup, İslama ve onun Peygamberin yoluna sarılmaktır.
Gençlerimizin, anne babaların bu konuda dikkatli olmaları gerekmektedir.

Efendiler Efendisini tanımakla neler kazanacağız?

1-En başta sevap kazanacağız. Bolca salâvat getireceğiz. O’na ne kadar salâvat getirsek azdır ve O’nun hakkıdır. Bizim O’na karşı ümmet olma borcumuzdur.
“Elfü elfi salatin ve elfü elfi selamin aleyke Ya Rasulallah!” Milyon defa salât ve milyon defa selam sana ey Allah’ın Yüce Resulü!
2-Tefekkür etmiş olacağız. Teşekkürsüzlüğümüz, tefekkürsüzlükten geliyor. Tefekkür, zikir ve şükrün blokajıdır.
3-Adabı öğreneceğiz. Çevremizle ilişkilerimiz düzelecek.
4-Hayatı öğreneceğiz. Tevekkül ve sabrın pratiğini görmüş olacağız.
5-Kişisel gelişim, dost kazanma adına en ileri derecede hangi noktaya ulaşılmak isteniyorsa oraya ulaşmış olacağız.
6-Efendimiz’in hayata, ahirete, kâinata, insanlar arasındaki ilişkilere bakışını bilmediğimiz için kendi örf âdetlerimizle hayatı idare ettirmeye çalışıyoruz. Başka reçeteler kullanıyoruz. Pansuman tedaviler uyguluyoruz. Peygamber Efendimiz (sas) dünyayı Cennet etti. O’na tabi olanların da dünya ve ahireti Cennet olur.
7-Adetlerimiz ibadet olacak.
8-En önemlisini en sonda söyleyeyim; ahirette şefaatine kavuşacağız inşaallah.
“Dünya neye sâhipse, O’nun vergisidir hep;
Medyûn ona cemiyyet-i, medyun O’na ferdi.
Medyundur o mâsûma bütün bir beşeriyet…
Yâ Rab, bizi mahşerde bu ikrâr ile haşret.”

http://zaman-online.de/mevlid-kandili-nas%C4%B1l-nedir-de%C4%9Ferlendirmeli-peygamber-efendimiz-209525

0 yorum:

Yorum Gönder